Hüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Eylül 30

Gökkuşağı

Arkasında renkleri bırakacak yegane kişisin.
Gerçektende benim için sen;
Gökkuşağının ta kendisisin!
27.09.2014

Bazen gidenle böyle vedalaşırsın işte...
Onu son yolculuğuna uğurlamaya giderken,
yağmur yağmamış olduğu halde,
yeni evinin üstünde gökkuşağı belirir...
Sana en görkemli renkleriyle veda eder...

Kalbimdeki boşluğun hiç dolmayacak Adit.
Seni çok seviyorum...


Cuma, Aralık 28

Hınç!

ikinci oldu bu...

ilkinde kendi kaşı yarılmıştı ama karşısındakinin de burnu kırılmıştı...

bu sefer iki eliyle kavrayıp,
sinek gibi yapıştırdı karşısındakini ama vurmadı...

gözlerinden çıkan yeterdi zaten, canını yakmasa da olurdu...

anladım; gözlerinden çıkanın asıl hedefinin BEN olduğumu...

üstüne bir şey söylemesine gerek yoktu...

Cuma, Mart 23

Kırgınlık...

Bugün Tibet'imin bloğuna birşeyler yazacaktım...

Vazgeçtim...

Düşüncelerini dile getirememek, dile getirmekten çekinmek çok can sıkıcı.

Kendimi incinmiş hissediyorum... ve...

Böyle anlarda kimliksiz olmak istiyorum!!!

Cuma, Aralık 23

Bekleyiş

Sıkıntılı günler geçiriyoruz.

Süreci sıkıntılı yapan, baştan yapılan yanlış tercihten ziyade, sonun ne olacağı ve olursa ne zaman olacağının belirsizliği...

Bazı sıkıntılar vardır ki, insanlardan götürdükleri yetmezmiş gibi, sağlıklarını da alır beraberinde...
İşte bu yüzden beni korkutan sonu değil aslında...

 Sağlığımız yerinde oldukça, ele ele verip, birbirimize destek oldukça, üstesinden gelemeyeceğimiz sıkıntı var olabilir mi hiç?!

Biri bunu benim MİMARıma anlatabilir mi?


Yeni Türkü dememiş miydi:

Ne geçmiş tükendi ne yarınlar
Hayat yeniler bizleri
Geçsede yolumuz bozkırlardan
Denizlere çıkar sokaklar

Fotoğraf bana ait.

Çarşamba, Kasım 23

Söz uçar!

Bu aralar sesimi duyuramıyorum.

Söylediklerim kimsenin kulağına değmiyor.
Bir anlamları yok...
Bir önemleri yok...
Ne kelimelerimin,
ne de kelimelerimin bir araya getirdiği cümlelerimin...

Vakti zamanında da bu yüzden susmuştum.

 
Yine susuyorum!

Fotoğraf bana ait. Model de kardeşim...

Perşembe, Kasım 3

Ağlamak

Ağlamak rahatlatır değil mi insanı?

Ben ağlamaya başladığım zaman, kolay kolay nokta koyamam.

İlk gözyaşım son sıkıntım için düşer...
Sonra süreç tersine işlemeye başlar...
Gözyaşları çoğalır geçmiş sıkıntılara doğru, daha da çağlar...
Ve artık neye ağladığımı unuturum...
Tek eylemim, tek isteğim ağlamak olur...

Ve bir kere ağlamaya başladım mı...
Bir süre olur olmaz herşeye gözlerim dolar...

Bak bunu yazarken bile doldu işte...


Hadi siz bu şarkıyı dinleyin, ben de gidip göz makyajımı hale yola sokayım...

Pazartesi, Ekim 24

Dizlerim acıyor!

Ben taktım mı takarım...
Bir şarkıya, bir duruma, birine...

Bu iyi bir takıntı da olabilir, kötü de...

Mesela bu aralar kendime takığım hem de kötü bir şekilde. Üstelik görünüşe göre çokta belli ediyorum.
“İki aydır bloğunda hissediliyor.” demedi mi Sirikuzu Bey?

Ben toparlayayım dedikçe, takacak, takılacak başka tökezler çıkıyor önüme... Her seferinde kalkıyorum ama iki adım atmadan, pat! bi daha!!! kalkıyorum, pat! yine!

Dizlerim yara bere içinde. Sürekli pansuman yapıyorum. Üstelik kolonya da sürüyorum, mikroplar ölsün diye, canımın acımasını dahi göze alarak hem de...

Yok yok...
Ben ya önümü göremiyorum ya da yürümeyi beceremiyorum!!!


Haftanız iyi olsun...

Fotoğraf : Deniz Nida Şener

Perşembe, Ekim 6

Bekledim dün...

Bekledim dün...

Sakinleşmeyi, dinginleşmeyi.
Kızgınlığımın gidişine rağmen, kırgınlığımın azalmasını...

Bekledim dün...
Kulağımda sevdiğim sesleri duymayı.
O seslerin içimi açmasını, kalbimin o seslerle tekrar ritmini bulmasını...

Bekledim dün...
Akşam olmasını.
Yanında kendim olmayı başarabildiğim gözlere bakmayı.
O gözlerle birlikte masadaki bardağın dibini görmeyi...

Bekledim dün...
Evden içeri girince, içimi ısıtan sıcaklığın beni sarmasını.
Onun heyecanını ve o heyecana yenilen uykusunu paylaşmayı...


Bekledim dün...
Bugünümün dünden güzel olmasını...

Fotoğraf bana ait.

Çarşamba, Şubat 16

Seçtiğim yol

Tam da sevgi haftasında, sevgiliden hiç beklemediğin hediyeyi almışken...
Hediyeyi aldığın akşam sevgilinin “bünyeme bu kadarı fazla geldi” der gibi arıza çıkarması normal midir ki acep?

Hadi o normaldi diyelim, hem suçlu hem güçlü modeline bürünmesi normal mi?
Bana pek normal gelmedi de...

Yoksa ben mi anormalim?

Yok, yok...
Bu sefer bencil olup, kendimi suçlamayacağım...



ama...

bir önceki yazımla, bu yazımın ne kadar birbiriyle bağlantılı olduğunu da kendime işaret etmeliyim...