ayna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ocak 2

Söz!

Yeni yılın ilk gününden bir gün önce, eski yılın son günü, işler izin verdi... Bu bloğumu geriye dönük, ilk yazısına kadar okudum...

Şöyle dışarıdan bir baktım da yazdıklarıma; neredeyse 5 yazıda bir "cümle kuramamak"tan, "kelimeleri bir araya getirip, derdimi anlatamamak"tan bahsedip durmuşum...

Halbuki, bazı yazılarımda öyle güzel anlatmışım ki kendimi;
kendime şaştım!

Bir daha cümle kuramamaktan bahsetmeyeceğim!

Valla bak! SÖZÜM SÖZ!

Cuma, Mayıs 4

Vazgeçiş... mi?....

O kadar çok kendimizden vazgeçmişiz ki...
Ama bir o kadar da benciliz ki...

Sırf sonrasında alacağımız kötü tepkiler bizi huzursuz etmesin diye
yapmak istediklerimizden vazgeçiyoruz... Sevdiklerimizi üzmek uğruna...

Kendi istediğimizden vazgeçmek... ironik...
Bunun uğruna...
Sevdiklerimizi üzmek... bencillik...

Bu durum üzerine aklımda tek bir cümle dolaşıyor... sürekli...

"İki ucu boklu değnek!"

Salı, Aralık 20

Gökten 3 elma düştü

Dün akşam uzun zamandır görmediğim bir arkadaşımla ani bir kararla buluştuk. Sorunlarımızdan bahsettik önce... Sonra bir ara bana dedi ki;

- Ne güzel, çalışmak gibi bir özgürlüğün var!
- Yanılıyorsun. Benimki özgürlük değil zorunluluk. Eğer sen şu anda çalışıyor olsaydın, asıl seninki özgürlük olurdu.
- Haklı olabilirsin ama konuya baktığımız yerler farklı!

1.ELMA
Konumun ne olursa olsun, sen kendini nerede görürsen gör, karşındakinin seni konumlandırdığından öte değilsin.
Ya da...
Biz mağdurum demeyi seven bir milletiz!

  

- Eeee, nesi varmış?
- Varmış işte bir şeyleri. Bu onun özeli, nesi varsa var!
- Eşinden mi şikayetçi, çocuğundan mı? Evlilik mi ağır gelmiş, çalışmamak mı?
- ........

2.ELMA
İnsan kendi içinde olmayınca, kendisi yaşamayınca, bir başkasının halinden anlamıyor.
Ya da...
Kişi karşındakini yargılamadan önce biraz olsun anlayabilmek için empati kurabilmeli. En azından buna çabalamalı...

 

Arkadaşım sayesinde reklam duayenlerinden birini tanıma şansım oldu.
Bana sohbet sırasında dedi ki;

- Kendin için ne yapıyorsun?
-  Çocuğum var (gülüşmeler), blog yazıyorum, amatörce fotoğraf çekiyorum ama isterdim ki şarkı da söyleyebileyim.
- Yap o halde! Ortalık şarkıcı kaynıyorken, sen neden yapamayasın!

Ayrıntısına girmeyeceğim, konuyla ilgili çok şey söyledi, bayağı uzun konuştuk.

3.ELMA
Bir şeyi istemek başarmanın yarısı olabilir. Ama başarmak istiyorsan gerçekten yapman gereken en önemli şey adım atmak. Oturduğun yerden istemekle olmuyor hiç bir şey!
 
 

 SONUÇ: Az kaldı, başınıza ekşiyeceğim :)

Cuma, Eylül 16

Etkilendim!

Ortalık kişisel gelişim kitaplarıyla dolu.

Kendini arayan biri olarak benim de var bu kitaplardan rafımda...

Şimdi okuduğum, daha doğrusu okuduğum demeyeyim de...
Her seferinde "Bakalım bugün neyi öğrenmem, kendimde neyi görmem gerekiyor?" diyerek elime aldığım bir kitap var. Şimdilik ismini ve yazarını yazmayacağım çünkü dün okuduğum bir cümle sayesinde daha fazla bilgiyi vermeyi hakeden bir kitap olduğunun kanısına vardım.

En baştan okuyup, kitapla ilgili fikirlerimi yazacağım...


Cümle şudur ki; (şimdilik aklımda kaldığıyla yazıyorum)

Madem çevremiz bize yansıyan aynamız, o halde önce aynayı kendimizle doldurmalıyız.

Çok etkilendim...

ve bugün Yerden Uzak'ın yazdıklarından da çok etkilendim...
Okuyunuz ;)

İyi hafta sonları hepinize...

Resim internetten alıntıdır...

Cuma, Şubat 4

Ben ve ...

Bu aralar konumuz FARK... Deniz bugün yorum farkını anlatmış.
Benimse kafamı iki gündür “Algı ve tavır farkı” kurcalıyor.

Kişiden kişiye değişiyor konulara bakış açısı, hayata karşı duruşu.

Bugün arkadaşım sohbet sırasında diğer bir arkadaşımızın kendisine bağırdığından bahsetti laf arasında ve hemen arkasından dedi ki “biliyorum, işleri çok yoğun. Aslında kızgınlığı bana değil!”. Bunu o kadar samimi ve içten söyledi ki, hem hoşuma gitti hem de düşündürdü beni. Halbuki yine aynı işyerinden başka bir arkadaşımın benzer bir durum için “Bana niye bağırıyor ki?! Sanki işi başına ben yıktım, salak mı ne? Zaten hiç hazetmiyorum kendisinden!” dediğini de hatırlıyorum.

Sonra aklıma kendi eşimle, bir arkadaşımın eşinin aynı konuya verdikleri farklı tepkiler geldi...

Kendimi düşündüm acaba ben nasıl tepki verirdim diye.

İşyerinde müştemlerin çoğu beni sinirli bulur. Bu konuda bir anlamda haklılar çünkü eğer sinirlendiysem bunu hemen belli ediyorum. Eh işyerinde sinirlenmek pek de zor değil. Durmadan revize veren, zırt pırt tasarımı yenileyen bir müşteriyle çalışınca... ama tavrım hiç bir zaman onlara karşı olmuyor. “nereden biliyorsun?” dediğinizi duyar gibiyim. Çünkü ne kadar sinirli olsam da buna dikkat ediyorum. Başka biri yüzünden, haketmeyen birine kızmam büyük haksızlık olmaz mı zaten?


Yine de bu konuda kendimi incelemeye almaya karar verdim...
ne de olsa içinde bulunduğum çevre, çehre, bana AYNA...