Perşembe, Ocak 27

Çoğalmak

Ben tesadüflere inanmam pek.
İnsanın karşısına çıkan her şeyin bir sebebi olduğuna inanırım.
Bu hafta yaşadığım tatsız olayın ardından, bu yazıyla karşılaştım.
Yazının sahibinden de izin alarak, sizlerle de paylaşmak istiyorum.




Çok olacaksın çok!
Az olmayla geçen hayatına anlam katacaksın.
Kendini genişletecek, yarını bugünü, gelmişi geçmişi sarıp sarmalayacaksın.
İşte böyle çoğala çoğala büyüyecek,
yerlere göklere sığmayınca hayatının asıl amacını anlayacaksın.
Her gün daha az az, daha çok çok olacaksın.

Çoklaştıkca korkmayacak, yalnızlığa, hüzne nefrete boyun eğmeyeceksin.
Çoklaştıkca gelişecek büyüyecek, adam gibi adam, kadın gibi kadın olacaksın.
Sen gelişip büyüdükçe,
Mevlana ve Buddha kulaklarına fısıldayacak evrenin sırlarını
İsa'yı, Muhammed'i, Musa'yı yeni kulaklarla dinleyeceksin.

Ancak çoğaldıkça AN'a demirleyeceksin
ve ancak çoğaldıkça gerçek aşkı anlayacaksın, ilk defa hayatında...
Çoğaldıkça en iyi dostun olacak ağaçlar böcekler.
Yine çoğaldıkça anlayacaksın sessizlikteki derinliği.
Bugün kendi sukunetin için, yarınsa dünya barışı için çok olacaksın.
Dünyanın artık azlığa ne zamanı ne sabrı kaldı!

Değişim bugün sende başladı.

Değişim bugün bende başladı.


CENK

http://lovepeaceandharmony.ning.com

Çarşamba, Ocak 26

Sakin... Dingin...


Yaşandığı anda can yakıyor yaşanılan...
Üzerinden biraz geçti mi, aynı şiddette olmuyor ve zamanla sadece anısı kalıyor, acısı değil.

Dün yaşadıklarımı, aynı kişiyle, aynı şekilde sadece yan rollerdeki kişilerin farklılığıyla yine yaşamıştım önceden. İlkinin etkisi daha sert olmasına rağmen nedense dün ağladım. Sanırım ilkinin acısı çıktı :) ama bu sefer daha katı yüreğim, dün çok acımıştı ama bugün hiç izi kalmadı.

İlk dalga sayesinde hiç eskisi gibi olmadık ama zamanla tekrar bir ritm tutturmuş geçinip gidiyorduk. Şimdi oturup düşünmeli. Madem bunu ikinci kezdir yaşıyorum; ilkinde görmem gereken neyi kaçırdım?

Hadi bakalım, Elif’in dediği gibi biraz beyin jimnastiği yapayım. Bu arada da omuzları, kafayı ve burnu dik tutayım ki dışarıdan gıcık görünsün :)

Bu şarkı da bugünün olsun. Aslında dünkü bugüne, bugünkü düne daha uygundu ama...

Dün sakinleşmeye ihtiyacım vardı....
Bugünse zaten sakin ve hatta dinginim, yormaz beni :D



Eğer sizin de dinleyesiniz olursa sesini açın, sözlerine kulak kabartın ve benim için de dinleyin olur mu?...

Salı, Ocak 25

Sınav

Yok, yok... kesinlikle sınanıyorum ben!

sakin olmalıyım... sakin... sakin...

Cuma, Ocak 21

Zorlama




Bazen, yani son günlerde...
Her şeyi fazlasıyla zorluyormuşum hissine kapılıyorum.

Arkadaşlarımı... arkadaşlıklarımı... bloğumu...
oğlumu... işimi... kendimi...
eşliğimi... evlatlığımı... ablalığımı...
ve anneliğimi...

sanırım düşüncelerimin tatile ihtiyacı var...

Cuma, Ocak 7

Çıkar mı aklımdan?

Çıkar mı aklımdan o çığlıklar, o sözler?

Bir anne nasıl yaşar evladı olmadan? şimdi o kadın ne yapar?

Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın...

Çarşamba, Aralık 29

Neyim eksik?!

Geçen gün arkadaşlarla sohbet anında şu sözleri sarfettim:

"Kötülük girdap gibidir, ucundan yakalandın mı, içinde kaybolman an meselesi."

"Kişilik dediğin şey mıknatıs gibi. Ya ihtiyacın olanları ya görmen, ders alman gerekenleri ve de çoğunlukla kendin gibileri çekersin yörüngene."

Şimdi; bunlar gibi 3-5 laf daha etsem, Nihat Doğan misali özlü sözler kitabı çıkartamaz mıyım?

Çıkartırım tabii, neyim eksik?!!!

:)))

Cuma, Haziran 11

Kim Kime Muhtaç?

Ocak ayında yazmışım...

Kuzenimdeydik. Güzel ve eğlenceli bir akşam için, oğlum, eşim ve ben.

Şarkılar, türküler, hoplayıp zıplamalar.

Küçük Bey çok memnundu, özellikle 10′dan geriye doğru sayıp, hoplayıp zıplama kısmına bayıldı. Sırf o sevdi diye belki 10 kere tekrarladık bu oyunu.

Bu kadar ayakta kalmaya alışkın değildi, ne kadar istemese de uykuya kucak açtı. O uyuklamaya başlayınca, sardım onu. Artık kokumdan mı yoksa hiç dayanacak gücü kalmadığından mı bilinmez, hemen uyuyuverdi.

Arka odada yatak hazırladı kuzenim. Dikkatle koydum yatağa.

Kendi yatağında yatmayı reddettiğinden beri neredeyse hiç yanlız uyumadı küçüğüm. Bu durum çok zorladı beni. Üstüne gece sütünü kesmemesi dönem dönem zıvanadan çıkarmıştır beni.

Çok söylendim “artık kendi yatağında uyu, ne zaman kendi yatağında yatmak isteyeceksin, ben ne zaman deliksiz bir uyku uyuyabileceğim?”

O arka odada uyurken ben içeride rahat edemedim bir türlü. Kaç kez kontrole gittim kimbilir?

En son kontrol etmeye gittiğim sırada farkettim onun kokusuna aslında benim ihtiyacım olduğunu ve benim bu ihtiyacım yüzünden onu da kendime ne kadar bağımlı kıldığımı!

Ah be Sibel! Sen evladına ne yaptığının farkında mısın?!!!