Perşembe, Mayıs 30

Huzur

Siz de son günlerde "HUZUR" arıyor musunuz?


Pazartesi, Mayıs 20

Dondurma


Hafta sonu... Çıkmışız... Her zamanki gibi yapacak başka bir şey yokmuşcasına gitmişiz bir AVM’ye...

Evde kızarmış patates yemeyen oğlum, tutturmuş burger patatesi yiyeceğim diye, oturmuşuz bir masaya... Neyseki etsever değil de, hamburger diye tutturmuyor... Teselliye bak bendeki!

Ben zaten sevmem burger hamburgerlerini... Tırtıklıyorum oğlumun ve eşimin patateslerini...
Böyle zamanlarda gayri ihtiyari incelerim çevremi...

Gözüm çapraz masaya takılıyor.

Bir çift, karşılıklı oturmuş burger menü yiyor.
Kız bir şeyler söylenerek tepsiyi çocuğun üstüne itip, dökülmesine sebep oluyor içindekilerin. Neyseki adam bitirmiş yemeğini bir şey olmuyor üstüne başına ama kıza tersleniyor “Ne yaptığını sanıyorsun!”
Kız devam ediyor söylenmeye, bir yandan da sevgilisinin düzelttiği tepsiyi tekrar üzerine itiyor...
Adam söylenerek kalkıyor ve masayı terk ediyor!
Kız arkasından “Nereye gidiyorsun?” diye bağırıyor ama adam arkasına dönüp bakmıyor bile...
Kız hemen telefonuna sarılıyor, belli ki sevgilisini arıyor ama cevap yok!

ve... dönüp hiç bir şey olmamışçasına yemeğini yemeye başlıyor.

Hem de afiyetle!


iç ses: Ne yaptığını sanıyor sence?
ben: Kendi üstünlüğünü kabul ettirmeye çalışıyor olabilir.
iç ses: Üstünlüğünü böyle mi kabul ettirecek? Üstün olsa ne olacak?
ben: Terkedilemez olacak! ama gördüğün üzere er kişi bu blöfü görmedi!
aslına bakarsan erkeğe üstülüğünü kabul ettirmekten ziyade, belki de bu ilişkide kendini kendine ispat etmeye çalışıyordur.
iç ses: Nasıl yani? 
ben: Bir şekilde ilişkisinde kendini yetersiz görüyor ve terkedilme endişesi yaşıyor olabilir. Böyle bir blöfle ilişkinin temeli sağlam mı, er kişi kendisini gerçekten seviyor mu, saçma kaprislere rağmen onun yanında durur mu diye kendi kendine bir test yapıyor olabilir. Eğer bu gidişin dönüşü olursa rahat edecek. Olmazsa zaten beklediği son şimdi gerçekleşmiş olacak. Böylece ileride yaşayacağı kadar büyük bir acıyı şimdi yaşamış olmayacak.
iç ses: Mantıksız! Bir ilişkinin temeli böyle mi sağlamlaştırılır?...
ben: Tabi ki böyle olmaz. ama belli ki EGO devrede...
Zamanla öğrenecek ego’nun sesiyle kalbinin sesini ayırt etmeyi.
yani... umarım... biz öğrendik mi sanki? tartışılır!!!
iç ses: ...... Bu kadar felsefe yeter! Açım... Beni bu tırtıklarla mı doyuracaksın?
ben: Hadi gel sana dondurma ısmarlayayım :)
iç ses: Huh! Süper fikir! Egoyu susturmanın bir yolu dondurma olabilir! :D
ben: hahahaa! egoyu sustur, kiloları doldur! :D

Salı, Mayıs 14

Ateş edecek misin?


Sıkılmıştım ben de biraz hep aynı yerde durmaktan 
yanında olmak varken hep arkanda koşmaktan 
beni bu kentte tutan boğazı değil, geçmişimdir 
sen nasıl gidiyorsun, hep merak etmişimdir.

Yarın sabah geri gelmeyecek misin 
ben mi kalkayım yoksa çayı sen demleyecek misin 
madem öyle lafı uzatmaya gerek yok 
ben mi öleyim yoksa ateş edecek misin?

Rahatsız ediyorum ama, çiçeğe su verdin mi 
evet bunun için aradım, başka ne olabilir ki. 
ha bir de, yola çıktığın zaman hangi köprüyü seçtin 
tam beş saat olmuş izmit'i yeni mi geçtin

Yarın sabah geri gelmeyecek misin 
ben mi kalkayım yoksa çayı sen demleyecek misin 
madem öyle lafı uzatmaya gerek yok 
ben mi öleyim yoksa ateş edecek misin?


Grup Yüzyüzeyken

Yeni tanıştım bu grupla... ve çok memnun oldum...

Perşembe, Mayıs 9

Var bir tuhaflık ama...

Son bir haftadır ilginç olaylar yaşıyorum.

Aklımın ucundan bile geçmezdi mesela gecenin 1.30unda asansörde kalmak.

Kızlarla buluşmuş, içmiş keyif yapmış, eve dönmüşüm.
Neyseki anahtarımı unutmuşum, eşimi arayıp kapıyı açmasını istedim. Açtı, asansörü çağırdım, bindim... Tam bizim kata gelmek üzereyken... TIK! asansör durdu, ışıklar sönüverdi...

Telefonla tekrar aradım eşimi: "Asansörde kaldım!"
Verdiği cevaba bak: "Oh! iyi oldu!"

Bununla ilgili söyleyeceklerim mevcut tabii ama sizinle paylaşmasam iyi olur kanaatindeyim ;)

Neyse, meğer elektrikler kesilmiş. Alt komşumuzla birlikte yaklaşık 30-45 dakika uğraştılar beni çıkarmak için. Asansör kapısını açan anahtar nedense bir tek benim kaldığım katı açmıyor, bozukmuş! Elektrikler geldi, bulunduklara kata çağırdılar asansörü, indim... Elektrikler yine gitti...

Şimdi Allah'ın sevdiği kulu muyum, yoksa bana bir mesaj mı vermek istedi emin olamıyorum hala!

Komşumuzun misafiri de varmış o akşam. Kadın "Ne kadar soğukkanlıydınız, ben olsam apatmanı ayağı kaldırmıştım!" dedi... Ayağa kaldırsam asansörden çıkma süremde bir azalma olmayacaktı ki... yazık, benimle birlikte apartmanı da uyutmamış olurdum işte...

Bu birincisi...

İkincisi de bir twitter vakası.

Gecenin bir yarısı bir arkadaşımız kardeşime mesaj atıyor. Twitterdaki şu kişi sen misin ablan mı diye?
Birisi benim adım, kardeşimin fotoğrafıyla hesap açmış...?! Feci kıllandım, öyle böyle değil. Bu ne demek şimdi. Kullandığı fotoğraf kardeşimin internet üzerinde sadece fotokritikte var olan bir fotoğrafı. Benim adım soyadım, üstelik evlilik soyadım! Bizi tanıyan biri mi, değil mi? Gece gözüme uyku girmedi. Ertesi gün hemen twittera maille durumu bildirdim. Ayrıca hesabı şikayet et diye buton vardı, onu da yaptım. Kardeşim de hem mail atmış, hem de şikayet butonuna basmış.

Aynı gün hesap askıya alındı çok şükür...

Kimdi, niyeydi hala merak ediyoruz orası ayrı :)

ve üçüncüsü de dün akşam oldu.

Akşam saat 22.00 civarları. Bizim bücür geçen hafta ağır ateşliydi, bu hafta da ne olur ne olmaz okula göndermiyoruz. O yüzden akşamları yarım saat, bir saat geç yatıyor. Ben bücürü yatırmaya girmişim, eşim de terasa çıkmış, kuşlarıyla, köpeğiyle ilgileniyor.

Kapı çaldı, eşim duymadığı için ben kalktım bücürün yanında açtım kapıyı. Karşımda iki tane polis.
"Daire 12 burası mı?"
"Evet, buyrun."
"Bir ihbar aldık. Aile içi şiddet vakası varmış evinizde."
"Nasıl?"
"Belki de siz aramışsınızdır!" (Bu arada içeriyi sürekli kontrol ediyorlar kafalarını uzatıp.)
"Evimizde böyle bir durum yok, ayrıca arayan da ben değilim."
"Emin misiniz? Kötü bir durum yok değil mi?" (sanırım söyleyemiyor olabileceğimden şüpheliler)
"Evet, eminim, her şey yolunda."
"Eminsiniz, öyle mi?"
"Evet, eminim."
"Peki, rahatsız ettik, kusura bakmayın."

Bu neydi şimdi?!

Neler oluyor yahu!!!

Var bir tuhaflık bu aralar ama...
Hayırlara vesile olsun inşallah :))))))

Perşembe, Nisan 18

Alengirli Şiir


Ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil
Nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan.
Belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü
Biraz Nietzsche biraz Kant kafan karışmış belki
Parlıamanet'i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı?
Pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı!
Kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir derdi.
İyi kitaplar okudum bir b.ka yaramadı..


Ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum
Durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar
Sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız
İşin yoksa çiçek al, saç tara, parfüm sık.
Küsmesi, barışması, ayılması, bayılması
Hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması
Meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı!
Güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi.
Bir sürü güzel kadın girdi hayatıma
Hepsi a.zıma sıçtı..


Ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil.
Her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister
Seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
Ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik..
İçime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim.
Ben seni severim sevmesine de
İş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim...

Ali Lidar

(Game of Thrones soundrack - Diziyi izlemenizi tavsiye ederim. Çok fantastik)

Perşembe, Nisan 11

Mutsuz

Kendiyle barışık olmayanı hemen tanırsınız. Mutsuzdur... Tatminsizdir...

İstediği bir şey olur ama o daha fazlasını ister. Ya da ne bileyim; elde ettiğinin kıymetini bilmez, kaybeder ve yine istemeye başlar onu... Yine mutsuz olur yani...

Aslında sorun istediklerinde değil, kendindedir... içten içe bilir ama bunu söylemektense hayatı suçlamak daha çok işine gelir. Çünkü eğer sorunun kendinde olduğunu kabullenirse sorumluluğunu da üstlenmesi gerekir...

Sorumluluk dediğin insanı yorar... Aslında istediklerini elde ettikten sonra onu elinde tutmanın sorumluluk gerektirdiğini farkedip onu kendi elleriyle uçurmuş bile olabilir... istemeden yapmış gibi... ve buna yürekten inanır...

Kimbilir belki de bu öyle biridir ki; mutsuzluktan besleniyordur...

Olamaz mı? Olabilir...

Pazartesi, Nisan 1

Ya sen olmasaydın

Sevdiğim pek çok şarkı var...

Evirip çevirip durmadan dinlediğim, dinlerken hayal kurduğum, keyif aldığım, söyleyenin yerine kendimi koyduğum... ama daha ilk dinlediğimde kalbime dokunanı, alıp götüreni çok azdır...

Bu şarkı alır beni... götürür yüreğime...



youtube'dan dinlemek isterseniz buraya buyrun...